9/11/2009 - o gelmedi: akın yanardağ
o gelmedi
sevgili arsızlığını durduramıyorsun onun..
o, buraya gelmiyor dedi, kaç zaman oldu.. onu, ardından çağıran sözü de eskidi. gelmedi. uzun zaman oldu. niye gelmedi, sözü niye kesti muamma, ama geldi-gelecek gibi bekliyoruz farklı alanlarda, bekliyoruz buramızda.. dağ olsaydı üçüncünün sonunda arındırırdı kendini ama bura dağ değil.. şimdi seni görüyorum. uzun ince yolunda gidip gelirsin. birşeyler beklersin, bir şeyler istersin, anlarım.. seni görüyorum, hep böyle dalgın.. niye dalgınsın bilirim.. ne olursa olsun, hayat düşlere sığdırılamıyor değil mi diyip, sınıyorsun beni de, kendi hayatınla.. bir masada otururken elimdeki kalemle dışarının bendeki görünürlüğünü çizdiğimi farkêdiyorum; o anda yokturlar orda ama bulunduğum mekanın önüne bir de polis aracı çiziyormuşum.. polisler hep orda.. herhangi bir adi olayda bir türlü görünmeyenler ya da her nasılsa gecikenler bu defa üç beş gencin bildiri dağıtmasının üstünden henüz üç-beş kelime dahi geçmeden orada, o çullanıştaydılar, ve.. diye, devam ediyorsun anlatmaya.. onları da çizdiğimi farkediyorum. birden senin telefonunla irkilip ayılana kadar: 'hayır, o gelmedi' diyorum, 'niye'! pazar gününün saat altı'sı buluşma için ayarlanıyor. her ayarlamada istanbul'un trafiği de esas madde olarak hesaplanıyor.. beş'e ayarlandığı yerde altı'ya alınıyor saatler ama o, gelmiyor yine.. insanlar diyor, geleceklerini yanında taşıyamıyorlar her zaman, hatta hiçbir zaman.. bu, onun bize ima ettiği bir şey miydi! hangi anlamda kullanmıştı bu kelimeyi.. 'insanlar geleceklerini yanlarında taşıyamıyorlar' mı demek istemişti. bu sözün, bir gelecek imgesiyle ilişkisini düşünüyoruz önce ama o, şimdinin/birazsonrasının olabilecek bir halini mi ima ediyordu? bilmiyorduk ya da anladığımız şekliyle bilmek istemiyorduk.. ne ki o gelmedi ya da gelemedi.. onun gelmediğinin saatindeki yerinde üç beş devrimcinin üç beşkelimesine dahi geçit verilmek istenmiyor: polisler. polisler her yerde. beynimizde, ötekimizde, dilimizde.. insan polisler ve polisler.. devriyeleri ,nsanların geleceklerinde dolaşıyor, orayı da işgal ediyor sanki sirenleri.. pazar'ın saat yedisine kadar beklendi; istekler çoğalıyor; şimdi çaputlar mı bağlanıyor ordaki o dilek ağacına; onun arsızlığı için yeni bir kurtuluş daha.. bir söz daha yazılsın tarihin kalbine; çoğaltıyoruz istekleri.. gelsin o, gelsin de görsün hayatımızın işgal edilmişleri arasında kıymet verdiği dilekleri..
elbet ki aşk, suya sabuna dokunmaktır yine/birbirinin günleri altında, yeni bir hayattır bundanmış, uzaklara akan ırmak da/kendine değil, yurduna kadarmış..
akın yanardağ 1 aralık'08
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/11/2009 - sarkaç: akın yanardağ

sarkaç
(...) insanın taşınabilir varlığı alimler aşkına dağına su, salına zaman bırakır gölgesine de meram.. yani gölzerinin beni inandırdığı yere kadar eğildim eğildim de bayrak attım yalnızlığa, gül ağacım rüzgarımı da unuttum oluşun o ilk dağlarında seninle inandım, seninle alıştım yine o ilk yalana
nebinin güliçi gülen gözleri senin/dir zizil ile kalkıp nusayri dönen tuba dalı/n inandırabilseydi beni ordaki varlığına talana bezenip inerdim katına, o melekler'ışığına güliçi'benim-kalbi'suretim, caanım efendim göç ile zaman sarkacına durdum, geçtin mi beni
akın yanardağ foto:PİNA BAUSCH TANZTHEATER
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/10/2009 - bir yaz günü: akın yanardağ
su için üstelik bir yaz günü durup dururken sana seni sevdiğimi söyledim neden unuttun sormayacağım kapalı bir yalnızlıktır, anlarım bir başkasıdır o, hayatındadır niye sormadın, alınmayacağım güze inen zamandır, benimdir kalbin dokunduğu duvarlardır kırılır incinir hem, dökülür de kalbime dokunmuştur tenin, ki gözetilmiş yollarla varılan yerin sonrası bir güzel ay -ayrılıktır belki sonradan anlaşılmıştır anlamı bir yedeğinde saklı su yıllar sonra senden bir haber ne iyi ne kötü eder adamı ama 'zaman frezyadır', solmaktadır şimdi ise artık suyun bir bir çekildiği aramızda bir yeni lisandır zaman, hatırlanmaktdır.. 27 ocak'09 italik: t. uyar/frezya imgesi: m. çetin akın yanardağ
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/10/2009 - ey şiirin eli ufkun kitabını aç: adonis
ey şiirin eli, ufkun kitabını aç
9. ''bir beyrut gecesinde yıldızlar uyandırıyor, sorguya çekmek için beni: gündüzle mi birliktesin, geceyle mi? rüzgârın öfkeyle gelip sana akrabası olduğun ağacı sorduğu doğru mu? sen neden: beyrut'ta şüphe yeşil bir topraktır, diyorsun? neden sormakta diretiyorsun: bir kaynak/bir ağaç ne yapar tabiatı ve huyu uzlaşmadan gayrı bir şey değilken? neden yazmayı taktir eder bir şehir, işi yaprağın altında ve adı mürekkep dışı iken? neden saygılı davranıyorsun caddeleri ve işyerlerini ölülerle ve davulcularla dolduran bu kalemlere? ve neden sustun, gül ağacı geldiğinde elini senin üzerine koyduğunda ve sana sorduğunda: bu koku nereden geldi sana?''
adonis
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/9/2009 - bozkır evi: akın yanardağ

bozkır evi/bekleme ağacı
sen inandın diye herkes inansın istedin mutfakta, kaynayan bir şeylerin arasında sabrını aradın, havada duran ayrılığı daha nereye kadar durabileceğini bu bozkır evinde, artık iyice
insan yaralarını unutur o yaraların gözetiminde kaldığını da bu yüzden, çekip giderken zaman tarafından çekilmiş fotoğrafıyla kalır hayat sonra sonra belirir unutulanlar yalnızca sabır kalır ve.. kalbin bilinmez gizemi başka bir aşka hazırlar kendini
bu bozkır evinde gecesini tutamıyorum artık anıların oysa insanın zamanıdır hayat aşk, kalbin itirafıdır böyleyken bu niye herkes inansın diye bekledin mutfakta, kaynayan bir şeylerin arasında, neyi aradın unutmanın koşullandığı yalnızlığı mı güneşin yanıklarını gizlediği rüyalarını mı
iyi ama bildin bir gün sen de, konuşurken acılarınla yol sen olacaktın, yolcu sen ışıkların koyulaştığı kalbinde koyulaştığı ikliminde o bekleme ağacı da yine sen olacaktın
o göksel anlatı bozkır evinin duvarlarında o ağaçların salındığı uzun rüzgar rüyalarında
sen olacaktın gölgesinde görünmeyen acıların..
akın yanardağ
foto: http://www.fotokritik.com
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
yoksulluğun ahı bu
kanı susturun, kanı susturun... -mehmet çetin
(...)
...''baktık, solduk hep bir ağızla.. toparlanıp nem'ler arayacaktık
suyu kuru ırmaklarımıza.. su içmeye inecekti güzel gözlü
ceylanlar.. kendimize gelip, güven duyacaktık vasfımıza ama
çöl sanmalıydık kendimizi ki ne gelen ne giden, kaldık oracığımızda..
yalnızlık çöktüğünde baktık, kalmışız karanlığa, solgun yanımızla''... akın yanardağ
...
Kategoriler
1938ayse hurbasucu kitapcemal taşelestirifelsefeguncelhakkindahrant dinkibrahim kaypakkayaiyi reklamkesik kesikkirmanccamehmet cetinroportajlarsiirleruyuyanquzelyazilaryildirim turker
Arkadaşlarım
• uyuyanquzel • monica • ussuahkam • multecikadinlar
|