geçiyordum, gördüm..//kunduz düşleri//

2/7/2009 - aydili: akın yanardağ


aydili

eksik bahçeler hüzünler içindi/bir yaz günü uzun bir geceyi
lafı aramızda dolaştırarak bitirdik/kapalı odalara
kapattığımız yalnızlıktı o/eksik sabahlara vardı aydili, hatırla..


mordan perdelerim olsun dünya dışarıda yürüsün
gözün seyri bedenin işgalidir çünkü, olmasın

kazaklar örmüş, kilimler dokumuş
sokak kedileri boyunca yola ekmekler düşürmüş
düşürmüş kendi kalbini de aşklar, harmanlar arasına
aydili düş görmüş içinde kendi, seçememiş kendini; ıssızmış
aydili almış kızılmış, değil esmermiş gözleri yine öyle güzelmiş
o güzellik içinde o incelik ipinde gülüş güzelliğindeymiş daha ki
parçalanan camın yüzünde aşkın kendi sahnesi gibiymiş, aşk;
dert değil onu taşımak ama insanı kendine bile dağıtan bir şey
oluyor yaşanmayınca, bir bileni yoktur aşkın, daha bileni yoktur;
yaşayandan ötesi yoktur ve üstelik kendine susmak kanamaktır
gerçeği bir suskunluğa salmak ve onu hiç yaşamamak..

her şeyin kendiyle de eskiyen bir anlamı var
insan kendiyle de eskiyebilir, kendi yalnızlığıyla
uykusuna kendini yakıştıran diyormuşum ben ona;
rüyasında kendimi görmek isterim bu yüzden
ellerine kaya kınası olmayı mesela
bizimle akan ırmağımızda tuhafça
ve sonra: ben onu özlerken vakit bir sonbahar yaprağı gibi
solandı istanbul’da li,
yiten yitirilen bir şey olmaktan çıkıp içine, durmadan içine aktığım
bir şey oldu istanbul. kaldım, senin de olan buralarda. durup kaldım bak

acemisi olmadım sevmenin, kendimle büyüdüm diyor, aydili
aşkı belki en çok kendiyle yaşıyor ama öğrendikleri çoğunlukla;
aşk, temizlik kokusu gibi, sessizliğe müzik gibi
ev içi darlığında kendine yetmek gibi dedi aydili, ayıp
yerlerinde buldu kendini, eviçi odalarda, yalnızlıkta; cinleri, incileri
gecesinde perileri, masalını okusun melekler kazısın sırtına
kelebekler saçına diye diye.. sonunda üzgün olmanın yalnız ağacına

bedeni ateşler içinde bakın, mevsimlere uzanmış gibi uzanıyor gecenize
öpünce ‘birden oluyor’ örtük yerlerinize sözcüklerle
çay içiyor elinizle, hırsızınız olup bakıyor ulaşabildiği her yerinize
uzanın, sırsız kalmayın diye niyetinden güller serer yatağınıza
öyle ki yorgunluğunuzu duyumsamazsınız bile, bir masala girip
çıkarsınız gibi.. li’nin ellerinde her an yeni bir masal başlasın istersiniz

anlatamam size li’ye de anlatamadım zaten
insan baharını başkasında taşır, mutluluğu bir başkasında arar
geçmişi bile aydınlatamaz geleceğin yolunu; siz hep o şaşkın
o dalgın her seferinde, o yangın bedeni aşkın ilinde.. böyle açıkladı
elindekileri ama ne minnet duydu mutsuzluğa ne de mutluluğa
işte bu yüzden üzgün ağacın olayım demişim ben ona, üzgün aşığın olayım
ipinde elbisene evinde pencerene gecene güneşle dolayım

güneşli günleriydi dersim’in
sen geliyordun aşağıdan, güneşine geliyordun
evimizin bir iple bağlanan kapısını çalmana gerek olmadığını
dokununca iki yana açılan bir rahatlık olduğunu anlatıyordum
hiç çekinmeden. ama sen neden utanıyordun bunu söyleyince
istanbul hep buralar mıydı, ben şimdi anlıyorum bunu
senden sonra buralara..
meğer ben ne özlermişim hiç bilmediğim yerleri de

mor perdelerim olsun dünya dışarıda yürüsün
seyir görünenin işgalidir çünkü, dedi ve sustu;
ellerini birleştirdi aydili
kalktı mutfaktaki sese yürüdü, ordan da öbür odaya yürüdü
kaçarca değil koşarca değil, kendine yaraşırca yürüdü, memnun
yürüdü sancısızca uzanıp baktı sanki onu izlediğime baktı sanki
onu özlediğime ki anladı sanki, bir iyice..
anladı ya en iyi yerimde kırıldı cam, aydili’nin de ellerinde
çünkü aşk cennettir onun gözlerinde
ev sakini hallerinde, elbiselerindeki şenlikte
ayyy bakın iki gözüm üstünde dilim sözcüklerinde teninin ezberinde
bakın, rüya gecemin evvel zamanından dönen
mis kokulu saçlarından uyanıyorum
ayy yhh.. onca üzgün melek onca üzgün ağaç ama aşk büyütmemiş bakın;
aşk mı seni büyütmedi aydili, hııı. ''aşk seni büyütmedi'' ama
her gününe her anına sindi öyle mi

ayy ayhh, aydili..


akın yanardağ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

yoksulluğun ahı bu kanı susturun, kanı susturun... -mehmet çetin (...) ...''baktık, solduk hep bir ağızla.. toparlanıp nem'ler arayacaktık suyu kuru ırmaklarımıza.. su içmeye inecekti güzel gözlü ceylanlar.. kendimize gelip, güven duyacaktık vasfımıza ama çöl sanmalıydık kendimizi ki ne gelen ne giden, kaldık oracığımızda.. yalnızlık çöktüğünde baktık, kalmışız karanlığa, solgun yanımızla''... akın yanardağ ...

Kategoriler

  • 1938
  • ayse hur
  • basucu kitap
  • cemal taş
  • elestiri
  • felsefe
  • guncel
  • hakkinda
  • hrant dink
  • ibrahim kaypakkaya
  • iyi reklam
  • kesik kesik
  • kirmancca
  • mehmet cetin
  • roportajlar
  • siirler
  • uyuyanquzel
  • yazilar
  • yildirim turker
  • Arkadaşlarım

    uyuyanquzel
    monica
    ussuahkam
    multecikadinlar