geçiyordum, gördüm..//kunduz düşleri//

24/1/2007 - bu dünyadan utanıyorum: fadıl öztürk

Kategori: hakkinda

 

Bu dünyadan utanıyorum

Artık acılarımız sözün tükendiği yerden besleniyor.

İki gündür ağlıyorum. Çaresizim herkes gibi...

Bunları bile yazmaya gerek yok, çünkü aynı durumdayız.

Ama çaresizlik insanın katil yanını değil, insan yanına yuva kuruyor.

Bazen hayatımızı verdiğimiz her şey anlamsızlaşıyor.

Bazen öfkenin kıyısına vuruyor ve çıkarıyor insanı insanlığından.

İstemiyorum, ama öldürülmek, ölümlere tanık olmaktan daha kolay sanki.

Sanki her öldürülen kendinden önceki ölümleri hatırlatıyor...

Dimağımızla oynadılar, unutuyoruz hemen.

Oysa her unutmak bir başka öldürülmeye zemin yaratıyor

ve bunu da bir başka ölümle hatırlıyoruz.

Ağlıyorum. Çaresizim. Öfkeliyim.

Bana giydirilmiş bedeni bir çığlıkla terk etmek istiyorum...

Ama acılarımız da gün gibi değişiyor. Hrant cuma...

Bir diğeri pazartesi ve diğer ölümler…

Hayatın seyircisi yaptılar bizi.

Katillerin kaçtığı sokaklarda kim bilir her birimiz kaç kere geçmişizdir.

Aynı dolmuş, otobüs, tren ve uçakla bir yerden bir başka yere gitmişizdir belki de.

Belki oturduğumuz lokantada oturmuş ve içki içtiğimiz kadehlerle içki içmişlerdir.

Çaresizlik her şeyi aklıma getiriyor.

Yaşamıma kaç ölüm sığdı bilmiyorum.

Ama arkadaşlarımdı, kardeşlerimdi, yakınlarımdı.

Onlardan birinin soğumuş yüzünü öperken de aynen böyle çaresizdim ve ağlıyordum.

İnsana verilmiş en zor durum çaresizlik olsa gerek.

‘Ya ağlamak da olmasaydı insan kalbini neyle yıkar’ demiştim.

Ölüm ölümle temizlenmez elbette.

Yaşamaktır, yaşadığın yeri sevmektir ölümü o en dibe iten şey.

Acılarımızla bu güne geldiğimiz gibi yürüyeceğiz, cumartesi.

Belki pazar ayindir, kaldırırlar...

''''Suya, sabuna dokunmadan yaşamak'''' da olmuyor.

Ölümü hesaplaşmanın bir aracı olmaktan çıkarmak için,

suya da dokunacağız, sabuna da elbet…

Evet, öldürülenlerimiz her geçen gün biraz daha çoğalıyor,

ama çok geride kaldı perdelerimizi çekip,

kapılarımızı kapattığımız ve çocuklarlımıza korkularımızı devrettiğimiz günler.

Şimdi akıyoruz sokaklara, lanetliyoruz katilleri.

Böyle çoğalmalıyız Salı… Çarşamba…

Perşembe tedirgin...

‘pencerelerimizden yarı belimize kadar sarkarak

hiç gitmediğimiz yerleri merak eder gibi

insanın omzu mu, yoksa dağlar mı yüksek diye

durmadan ince belli soru sormalıyız

kendimize çay ısmarlar gibi demli…

biraz onlar bize kalmalı

biraz bizi alıp götürmeliler onlarla

yarı belimize kadar batmalıyız belanın ta içine

güneş girmeli evlerimizden içeriye ’

….

HRANT'ın anısı önünde Ermeni oluyorum.

Yarın bir başka ulustan biri olacağım.

İnsanın doğmakla edindiği kimliği,

insanın ölüm nedeni olan bir dünyada yaşıyoruz.

Bu dünyadan utanıyorum.

Fadıl Öztürk

http://www.fadilozturk.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-02-18 21:23:24 - f

Yazan: uyuyanquzel
ugramaz oldunuz bu taraflara?
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

yoksulluğun ahı bu kanı susturun, kanı susturun... -mehmet çetin (...) ...''baktık, solduk hep bir ağızla.. toparlanıp nem'ler arayacaktık suyu kuru ırmaklarımıza.. su içmeye inecekti güzel gözlü ceylanlar.. kendimize gelip, güven duyacaktık vasfımıza ama çöl sanmalıydık kendimizi ki ne gelen ne giden, kaldık oracığımızda.. yalnızlık çöktüğünde baktık, kalmışız karanlığa, solgun yanımızla''... akın yanardağ ...

Kategoriler

Arkadaşlarım

monica
uyuyanquzel
Blogcu Yardım
ussuahkam
roza rom
siirlopedi siirlopedi