geçiyordum, gördüm..//kunduz düşleri//

9/9/2008 - mehmet çetin'in 'asmin' adlı kitabını okurken: akın

Kategori: yazilar



mehmet çetin'nin 'asmin' kitabını okurken..*

burda yağmur yağıyor, delican*. ıslanıyoruz
yaşlı bir gürcünün hatıralarına yağdığı gibi
son günlerinde, ya da yaralı bir militanın
son günlerini, yüreğini kanattığının ellerinde
sanki bir rehin gibi, isteyen bir rehin gibi
kağıtlara, yazılara bıraktığı gibi: değil mi delican?


ne güzel dedim, bu gün de güzel şeyler okuyorum: kapaklarını açınca
kitapların, sayfalarında; tozlu rafların bir aralığında aranıp da bulununca bir
sevinç olan o okuma isteğine ulaşıyorum. bu gün de güzel şeyler okumakla
iyiyim diyorum, iyi..

iyi olmam bir kitabın öykülerle ne güzel tamamlandığı değil elbet, değil; o öykülerin

negüzel bir dille, ifadeyle anlatıldıklarıydı.. yoksa etik ve
estetik bir hayatı yaşamanın olanaksızlığını, zorluğunu anlattıkları için değil sanırım..

öyleyse bu günü de bir kazanç gibi ''hatıralarımın da soluna kaydırabilirim''..
çünkü ne zamandıı okuduklarım gelip geçiyordu ellerimden..
ne özenle zaman ayırdım onlara, ne de onları zamanıma kaydırdım.
son günlerin dinmeyen uğultusu gibiydi isteğim.
taa ki ''asmin''e kadar:

önce ''asmin'i ellerime alıp okumaya başladım; devamında..

yoldaşlık sahi, bu kadar mı sızar hayatına
bir insanın, o yoldaş iniltileriyle kendi kalbine
eğilen o duyarlılık.. bu kadar mı hakim...
ya delican; onun üstüne nasıl yağar yağmur..


diye düşünüyorken anlıyorsunuz..  okuduklarınız bırak mıyor peşinizi, bırakmayacak..

kim yazılacak yazılara, öykülere; kim kalacak öyküler de ya da
kim kalacak tarih sayfalarında: iğde ve badem ağaçları boyunca o dokunuşa...
''uzun zamandır böyle uykulara dalmışlığım yoktu'' evet
uzun zamandır böyle öykülere dalmışlığım da yoktu yine.
yaşamak, vardığı anlamları yeni bir yaşam umuduna yorabilmekti ise daha ne kadar sorgulanabilirdi hayatın olanakları ve onun yaptırımları?
hangi anlamları kazanıma dönüştürebilir insan ya da kazanıma dönüştürülen anlamlar mıdır!. yoksa ölmenin; açlık grevindeyken dahi bir hayatın kendini toprağa, ağaca, dağa, çiçeğe.. güneşe ya da kavuşturabilmesi miydi? ama nasıl bir dirençle?

ben bunları okurken ''asmin'' de; henüz çeyreğinde duruyordu kitabın ayıracı.. o ‘düş yoldaşlığı’nı anlamaya çağrılıyor muyum: daha neler olacaktı bu yaşamda, bu hayatlar daha neler yaşayacaktı?

ama kitaba katılmadığım bir yan var sanki; diğer yeni kitabı 'atımı bağladım iğde dalına'da:
''ama birilerinin hadlerini bilmeleri gerekmiyor'' denmiş.. ben,
birilerinin hadlerini bilmeleri gerekmiyor mu?; bildirilmiş bu kadar bedel varken.. diye soruyorum.


kim suçludur, kim suçsuz; yaşamak gerek
değil mi delican, tarihin sayfalrını okurken bile..
öyle.. bir öyküyü bitirip geçerken, başka bir öyküde;
kimin arasında yaralı olan ırmaklar, yaralı birer bıçağa dönüşür..cümlesinde anlamayı
derinleştiriyorsunuz.. nasıl bir yaşanmışlıktır bu imgeyi oluşturan; nasıl bir suç'tur ki

bütün yollar insanı ona bulaştığınız yere götürüyor: güzel suç* mu?..

ama unutmak yok efendim; bir öyküde mutlaka, bir kaç kez
dönüp buluşuyorsunuz kendinizle: bir insan çıplak gelir de çıplak mı gider yine?
benim de bu kırılmayası direncim bir gün dönüp dolaşıp bırakacaktır beni de; öyle mi?
değil, öyle değil: sizin o kırılmayası direnciniz; henüz çocukken siz, birakmamıştır istencinizi..

kapımız açık; girsin diye kendini
rüzgarla, aşkla, ırmakla değiştiren..
kapımız açık bizim; değil mi delican. yoldaş küsçiçeği,
değil mi a çaresiz bir sonrasızlık olan ahsen bozan,
öğrenmek ancak sizden;
alla marcıa
değil mi, dağlar arasında ırmaklarla akan azad,
ama değil mi; gözyaşına saygısı olan:''usenê mirzaî' mi?
ya tenessahanım ne olacak;
rüyakız, gulazerim, ceylan..
''özlemeyi unutmayan bir insan, nasıl bilincini yitirmiş sayılır'' ise
ne yapsın
livia; ne kalacak ona; gidenler mi,
gidenleri özlemekle ölümlü yalnız o hayatı mı?..

çünkü;’’ ölmeyi yalnız yiğit ya da mutsuz kişi değil, bıkkın kişi de ister''
ve asmin; sözü yakıştıran ağzına ve
toprağı, dağı, taşı, ırmağıyla akap
yaşamın yeni başlangıçlarına
telaşla ve dirençle filizlenen midir?..

işte bir kısmı bunlardı; kitabı okurken ellerimde kalanların..
bir kısmı ise ben varkına varmadan yaşantıma sızacak olanlardır..

bu güzel öyküleri herkes okusun isterim,evet,  herkes..

 

*bu, ''asmin'' kitabını tanıtırken; kendini tanıma ve tanıtmaya da bir giriş yazısıdır..

**siyah kalemle belirtilen isimler  ‘’asmin’’ kitabındaki kişi isimleridir..

 

Akın yanardağ
eskiten@hotmail.com


eskiten@hotmail.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-09-13 23:53:04 - **

Yazan: ussuahkam
gene okuyamadım yazdığını, kafamdakileri toplasam bir yerde hizalasam anca belki o zaman..
tekrar gelip okuyacağım ama yazdığını, biliyorsun merakındayım.
he, bi de bildiğini biliyordum =)
iyilikle...
Bağlantı

2008-09-10 02:40:11 - *

Yazan: eskiten
''bir kere daha söylüyorum dedi, öyle:
yakışmak istemiyorum çağınıza
insan yakasındaki bu çığlığa
git kendine başka yurt edin

dedi: zencefil gibi örneğin''

mehmet çetin/aşkkıran

Bağlantı

2008-09-09 20:18:48 - *

Yazan: uss
okumadım, okuyamıyorum
ama sen
biliyorsun

zencefil gibi örneğin*
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

yoksulluğun ahı bu kanı susturun, kanı susturun... -mehmet çetin (...) ...''baktık, solduk hep bir ağızla.. toparlanıp nem'ler arayacaktık suyu kuru ırmaklarımıza.. su içmeye inecekti güzel gözlü ceylanlar.. kendimize gelip, güven duyacaktık vasfımıza ama çöl sanmalıydık kendimizi ki ne gelen ne giden, kaldık oracığımızda.. yalnızlık çöktüğünde baktık, kalmışız karanlığa, solgun yanımızla''... akın yanardağ ...

Kategoriler

Arkadaşlarım

monica
uyuyanquzel
Blogcu Yardım
ussuahkam
roza rom
siirlopedi siirlopedi