geçiyordum, gördüm..//kunduz düşleri//

9/11/2007 - yol menzilini yitirdi: emirali yağan'ın yeni şiir kitabı çık

Kategori: hakkinda

emriali yağan'ın yeni şiir kitabı çıktı!
akın yanardağ











-ne yaşadıysa o, 

-emiralinin dizesi , emirali'nin yaşadığının , bir zati hayatının içine düşen, yaşadığını karşılayandır.. bunun imgesel ifadesidir,
-genel olarak belki, yol yolculuk, önde duruyor , 
ama emirali burda yolu yolculuğu değil, daha çok bu yol ve yolculuklarda 
bu yol halinde biriktirdiklerini aktarıyor, şiiriyle..
-mesala köy olayını alalım, 
bu emiralinin hayatının bir kesiti, yola düştüğü ilk yer,
buraya yazıyor, ordaki insanlara yazıyor,
-ya da munzurlarda aranırken taksimde yakayı ele veriyor, 
-kanun hükmünde kanunsuzluklar istiyor, baş aşağı asıldığı yerden, işkenceden
ya da yurdun dışına çıkıyor,
-gidip bir musluğu kapamanın derdine düşüyor,
ya da orda dünyasına birden bambaşka bir şehir bir kent, bir müzik düşüyor,
bunları katıyor emirali şiirine
-yolculuk hissi veren bence şu 
bir yere ait değil, bir çok yere ait emirali'nin şiiri
ama duyarlılık olarak dersime, onun zihniyet dünyasına yaslanıyor..
- ve daha felan felan...
( yukarıda kısım bir sohbetten, özkan'la..)


y
ol/yön menzilini yitirdi


daha önce yayınlanmış dört şiir kitabıyla ( piya yayınları) birlikte toplu olarak basılan 'sahra sanrı ve sara' adlı kitapta, emirali yağan'ın son dönem şiirleri ( 'aylak dizeler' ) de yer alıyor.

ise, sonda diyeceğimizi önceden yazalım, çünkü bu şiirler bir yol hali: 'diyin ki/ o ateş ve rüzgârını hep yanında taşırdı'.

önceki kitaplarında hep yol haliyle izledik emirali yağan'ı. kendini düşürdüğü yolu izleyiciler için de izlenilir kılmıştı. 'mezar taşları batıya bakan/gezegenine küs bir köyde' doğup, 'sınırları nerede bittiğini kestiremediği' bir yön(süzlüğ)e sürüyor atını. burdan, 'yol menzilini yitirdi' yargısına varabiliriz sanıyorum. yersiz/yurtsuzluk hali; yol hali; sürgünün kendini içinde bulduğu ev hep bir darlığı, yalnızlığı da beraberinde getiriyor. 'dünyanın bir ucunda açık unutulmuş musluğu kapamaya/düştüm yola, evimde havagazı musluğunu açık unuttuğumu anımsadığım ayrımda, yitirdim menzile giden yolu' 

her şey haraket halindedir; yol, tren, at, insan; kavl, kavim.. 'yol evladı diyorlarmış atalarıma' ki ölümünü dahi bu haraket/yol haliyle karşılamak niyetindedir. yol yitirilmişse, yolculuğun anlamını sağlayan da bu olsa gerek.. varmak, onda, hep bir yere taşınmakmış meğer! çünkü zaman da haraketli! 'sen hiç hesapta yoktun'da yine bir yol hali karşılaşması var, çünkü yolun da hesabı yoktur. karşılşamalar da o yol hali içerisinde gerçekleşir.varlık olan kendini, kendi gezegeninden ('düş hali/yoldaşlığından') görmek ister. ordan meydan okur dünyaya.

'biz barışsever bir halktık/çöl yılanları uyurdu koynumuzda'; rüzgarın, yılanın evcil olduğu bir zamandan tam bir yabancılaşmaya/ayrışmaya varmışız meğer. dönüp gelinen yer, varıp geçilen olmuş; ev evsizlik, yurt yurtsuzluğa dönüşmüş. 'bütün zamanlar denendi/yeni anlamlar edindi an ve sonsuzluk'. mehmet çetin'in 'ke ke me ce' adlı şiir kitabındaki tespitiyle diyecek olursak insanın, kendiyle, doğayla yabancılaşmasının; o kekemelik halinin de bir sonucu..

önceleyin ev, sonraları yola bırakıyor yerini; kapıları içeriye değil, dışarıya açıyor!

fakat, toplu olarak basılan ( 'aylak dizeler' adlı yeni çalışmalarıyla birlikte ) son kitabında, son şiirlerinden ilk şiirlerine doğru yürüyor kitap; tersinden yürüyor yani; yoldan eve doğru.. ilk şiir kitaplarında evden yola düşmüştü; son kitabında ise yoldan eve doğru.. şöyle: kitabı sondan okumaya başlarsak evden yola; kitabı baştan(son şiirlerinden başlayarak, ama, son şiirlerinin ev halinden uzak, hayli uzak, tam bir yol haliyle yazıldığını belirtelim ) okumaya başlarsanız yoldan eve doğru ilerlersiniz.. 

de nereye? şiir/şair sizi nereye götürürse; gittiği/geçtiği yerler hep o düş; birikme hali, uğrağı..

emirali yağan'ı okuyun isterim. mutlaka okuyun. yolda kalmanın/gitmenin/yol halinin romantizmine siz de bulaşın. şiirler oldukça yalın, imgesi bol ama sade.. 

söylenecek şeyler hep eksik kalacaktır( yaşanmışlığı karşılayan bir söz var mıdır ) ama, o eksikliği biraz dindirmek için, işte son şiirlerinden bir tanesi:

iyi huylu yurttaşlar tiradı

I
Hergele'n meydanında kayıp itimi arıyorum
ay sen nereden çıktın karşıma!
ay başıma
ödül koymuş devlet
bari sen çekil aradan!

nice zaman geçti
neler olup bitti
uzun hikaye

atıma nalbant arıyordum
nalına çar mıh
çakılı kapılardan yüzgeri...
yayla evlerine çekilmiş
ıssız kasabaları dolandım
ortaçağdan tembihli köpekleriyle
ürüdü üstüme üstüme
talana inmiş ahali
azgın mı azgın!

tımarı çekilmiş atıma deh!
vardım menzil bekçisi yerinde yok
çaresiz döndürdüm makarayı
topal atımın şakağına, tık!
şişti namluda fişeğim, foss!

ardımsıra tabutum dolaştıran ayvazım yorgun
ürperip sindi; başın çekti sıska gövdesine
kabuklu bir hayvan gibi: tıss!

tuturdum atıma bir uzun ağıt
palanı ayvazımın sırtında dolanı dolanı
kapılarında ortaçağdan tembihli köpekleriyle
ürkünç kasabalardan yan dolanı, dolanı

vardım
ikinci güneşiyle dem tutmuş bir içavluda
nal dövüyordu nalbant
kıvılcımlar çakıyordu örse çekiç:
ding tang, ding tang

orda fırlattım
berber tasımı
körük tutmuş ateşe
bastım kalayı, kalayı!

II
hergelen meydanında kayıp itimi arıyordum
ay sen nerden çıktın karşıma
ay başıma
ödül koymuş devlet
bari sen çekil aradan!

çocuklarıyla beslenen tekir
bir kedi kapıyı bacayı zorladı
bitişikteki öğrenci evine karakol kurdu
devlet!

olacakları sezinleyen köpeğim huzursuzdu
postallarımı getirip ayakucuma bırakıyor
paltomdan çekiştiriyor
dönüp kapı koluna asılıyor
bir an önce evi terketmemizi istiyordu
niçin, diye sormadım evi terkettik
sokağı, bulvarı geçtik
gide gide şehrin sınırlarına vardık
son sokak lambasının ötesi
körlere parmak ısrttıran bir karanlık
köpeğimi soğurdu
yönsüz, her yana dağılan havlamalarını yuttu
ben kurtuldum!

-iyi de kuzum ne oldu da sen kurtuldun
-bakın anlatayım efendim, hikaye biraz karışık!

evden eve bulaşan o büyük hacamat başlamadan önce
sokakta köpeklerini dolaştıran
ve sırf bununla mutlu olmayı bilen
yumuşak başlı, iyi huylu yurttaşlar yaşardı
bu şehirde ne olduysa,
yabanıl eğilimler göstermeye başladı ahali
anonim bir histeriye kapıldı...

felaketi köpeklerden önce sezen
yağmacılar doldu şehre
bir hâl oldu; hâl ve gidiş pek iyi değil!

-a be kuzum ne duruyrodun daha
git kendine bir gezegen bul
kurdun kuzuya bulaşmadığı
vejeteryan bir gezegen
arıyordum
ölmüş atıma nalbant...

emirali yağan 
www.emrialiyagan.net
'sahra sanrı ve sara'
çiviyazıları yayınları/2007

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

yoksulluğun ahı bu kanı susturun, kanı susturun... -mehmet çetin (...) ...''baktık, solduk hep bir ağızla.. toparlanıp nem'ler arayacaktık suyu kuru ırmaklarımıza.. su içmeye inecekti güzel gözlü ceylanlar.. kendimize gelip, güven duyacaktık vasfımıza ama çöl sanmalıydık kendimizi ki ne gelen ne giden, kaldık oracığımızda.. yalnızlık çöktüğünde baktık, kalmışız karanlığa, solgun yanımızla''... akın yanardağ ...

Kategoriler

Arkadaşlarım

monica
uyuyanquzel
Blogcu Yardım
ussuahkam
roza rom
siirlopedi siirlopedi